ITC AVRUPA BİRLİĞİ TEMSİLCİSİ DR. HASAN AYDINLI BRÜKSEL’DE TÜRK CUMHURIYET BAYRAMI RESEPSİYONUNA KATILDI 30/10/2013

October 30, 2013 at 2:33 pm | Posted in Turkmens | Leave a comment
Tags:

Hassan and Merry Turkish Republic Day 29 oct 2013 Reception

BELÇİKA : CUMHURİYET BAYRAMI BRÜKSEL’DE BİR KONSER VE RESEPSİYONLA KUTLANDI / 30/10/2013
Büyütmek için tiklayinCumhuriyet’imiz in kuruluşunun 90’ıncı yıldönümü vesilesiyle 29 Ekim 2013 Salı  günü T.C. Brüksel Büyükelçiliği himayesinde ve kısa adı TÖSED olan BusinessTürk’ün katkılarıyla  “29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Konser ve Resepsiyon’una ilgi hayli büyüktü.Brüksel’in önemli kültür merkezlerinden olan Grande Salle du Conservatoire Royal de Bruxelles, Rue salonundaki kutlama Büyükelçi Mehmet Hakan Olcay eşi Sefire Mehveş Olcay, Maslahatgüzar Oya Yazar Turan ve eşi AB Türkiye Temsilciliği Daimi Temsilci Yardımcısı Mustafa Osman Turan, tebrikleri kabul ettiler.Yabancı misyon şeflerinin de büyük ilgi gösterdiği program TÖSED Başkanı  Yılmaz Özcan ‘ı açılış konuşmasıyla başladı.
Başkan  Özcan yaptığı konuşmada ”Sizlerin Cumhuriyet bayramını tebrik ediyorum » diyerek başladığı selamlama konuşmasında «Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 90’nıncı yıldönümünü kutlamak amacı ile, Türkiye’nin Belçika büyükelçisi sayın Mehmet Hakan Olcay’ın himayelerinde düzenlediğimiz konsere hoşgeldiniz. Katılımınız ile bizlere onur verdiniz,Business Türk-Brussels, 1998 yılında TÖSED çatısı altında Türkiye kökenli ve iş dünyasında etkin olan kişileri bir araya getiren bir sivil toplum kuruluşu olarak kuruldu.

Çok sesli klasik müzik, Türk sosyal yaşamında 19.yüzyıldan bu yana beğenilen ve icra edilen bir sanat  dalı olmuştur. Cumhuriyetimiz ilk yıllarından beri Türkiye’de, demokratik çalışmalarıyla  çok sesli müzik ve çoğulcu bir toplum yapısı da gelişmiştir. Biz, Avrupalı sivil toplum kuruluşu olarak bu tür çaılma ve gelişmelerden mutluluk duyuyor ve bu tür insiyatifleri destekliyoruz. Bizlerin amacı, Türkiye ile Belçika arasındaki karşılıklı dostluk ilişkisinin geliştirilmesi ve Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye doğru genişleme sürecine katkıda bulunmaktır. Bu çerçevedeki etkinlik alanlarımız arasında kültürel boyutun ve özellikle müziğin özel bir konumu var. Müziğin evrensel dili, siyaset ve iş konularından çok daha etkililidir. Şairin dediği gibi: «Baki kalan bu kubbede, hoş bir seda imiş» dedi.

Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Mehmet Hakan Olcay ise katılımcı davetlileri selamlayarak,  yaptığı konuşmasında « Cumhuriyetimizin ilanının 90.yılı vesilesi ile düzenlediğimiz resepsiyona ve TÖSED’in katkıları ile gerçekleştirilen konsere hoş geldiniz.

Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun. Bu vesile ile Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile silah arkadaşlarını minnetle anıyor, şehitlerimizin ve gazilerimizin aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum. Türkiye geçtiğimiz 90 yıl içerisinde ortaya çıkardığı potansiyeli ile muhtelif sahalarda gerçekleştirdiği köklü reformlarla, olgunlaşan demokrasisi ve çok lehçeli dış politikası ile uluslararası toplumun saygın bir üyesi haline gelmiştir. Milletçe genç ve dinamik nüfusumuz, canlı kültürel ve sanatsal hayatımız özellikle son yıllarda büyük gelişme gösteren ekonomimizle geleceğe güvenle bakıyoruz.

Cumhuriyet Bayramımızı köklü ilişkilere sahip olduğumuz, tarihi dostumuz ve müttefikimiz Belçika’da yaşadıkları bu ülkeye her alanda katkılar sunan vatandaşlarımız ve Belçikalı dostlarımızla birlikte kutlamaktan ötürü ayrı bir mutluluk duyuyoruz.

Belçika ile 1848 yılından bu yana kesintisiz devam eden ilişkilerimiz siyasi, ekonomik ve ticari alanlarda da büyük gelişme göstermiştir. İki ülke arasında karşılıklı yatırımların artırılmasını, ortak projelerde birlikte yer almayı, kültür ve eğitim alanlarında işbirliğimizi güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bilindiği üzere 2014 yılı iki ülke arasında imzalanan ikili işgücü anlaşmasının 50.yılı olması münasebeti ile Türkiye-Belçika ilişkilerinde tarihi bir önem taşımaktadır. Hemen ertesi yıl 2015’te ülkemiz iki yılda bir Belçika’da gerçekleştirilen prestijli’ Europalia’ Uluslararası Sanat festivalinin konuk ülkesi olacaktır.

Bu ve benzeri vesilelerle Türk ve Belçika toplumu arasındaki ilişkilerin daha da güçleneceğine, önümüzdeki dönemde vatandaşlarımızın ve kurdukları sivil toplum kuruluşlarının verecekleri destek sayesinde Belçika ile ilişkilerimizin her alanda daha da ileriye taşınacağına inanıyorum.Cumhuriyet bayramınızı tekrar kutluyor, resepsiyonumuza ve bu vesile ile Tösed’in değerli katkıları ile gerçekleştirilen ‘Cumhuriyet Bayramı Konseri’ne katılımınız için içten teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.
Yapılan konuşmaların ardından Muhittin Dürrüoğlu(Piano) yönetiminde, Marie Hallynck (Violoncelle), Elçim Özdemir (violon), Marc Danel Violin), Aykut Durşen (Contrabas)’den oluşan orkestra tarafından birbirinden güzel eserler seslendirildi.

Konser sonrası Büyükelçi Mehmet Hakan Olcay ve eşi Mehveş Olcay ile Tösed-BusinessTürk Başkanı Yılmaz Özcan, ünlü müzisyen ve besteci Muhiddin Dürrüoğlu ve arkadaşlarına çiçekler vererek tebrik ettiler.

http://www.belcikahaber.be/?act=show&code=page&id=2&id_page=11189&resume=0

The Sectarian War at Hand: Redrawing the Middle East Again

October 29, 2013 at 5:25 am | Posted in Turkmens | Leave a comment
Tags: , ,

The Sectarian War at Hand: Redrawing the Middle East Again

Fri, Oct 25, 2013

 

By Ramzy BAROUD (USA)

The Sectarian War at Hand: Redrawing the Middle East Again

A new era of sectarian violence was born amid the disastrous US invasion and occupation of Iraq. And now, it is spreading.

The warm waters of the Gulf look quiet from where I am sitting, but such tranquility hardly reflects the conflicts this region continues to generate. The euphoria of the so-called Arab Spring is long gone, but what remains is a region that is rich with resources and burdened with easily manipulated history that is in a state of reckless transition. No one can see what the future will look like, but the possibilities are ample, and possibly tragic.

In my many visits to the region, I have never encountered such a lack of clarity regarding the future, despite the fact that battle lines have been drawn like never before. Governments, intellectuals, sects and whole communities are lining up at both sides of many divides. This is taking place to various degrees everywhere in the Middle East, depending on the location of the conflict.

Some countries are directly engulfed in bloody and defining conflicts – revolutions gone stray, as in Egypt, or uprisings turned into most-destructive civil wars as in Syria. Conversely, those who are for now spared the agony of war, are very much involved in funding various war parties, transporting weapons, training fighters and leading media campaigns in support of one party against another. No such elusive concept as media objectivity exists anymore, not even in relative terms.

Yet in some instances, the lines are not drawn with any degree of certainty either. Within the ranks of Syria’s opposition to the Ba’ath regime in Damascus, the groups are too many to count, and their own alliances shift in ways that few in the media seem to notice or care to report. We arbitrarily write of an ‘opposition’, but in reality there are no truly unifying political or military platforms, whether it be the Supreme Military Council, the Syria National Council or the Syrian National Coalition. In an interactive map, formulated by Al Jazeera mostly on what seems like wholesale conclusions, the military council “claims it commands about 900 groups and a total of at least 300,000 fighters.” The claim of actual control over these groups can be easily contended, and there are numerous other groups that operate based on their own agendas, or unified under different military platforms with no allegiance to any political structure, not those in Istanbul or elsewhere.

It is easy however to associate perpetual conflict with the supposedly inherently violent Middle East. For nearly two decades, many warned that American military intervention in Iraq would eventually ‘destabilize’ the entire region. The term ‘destabilize’ was of course a relevant one, since Israel has done more than its fair share to destabilize several countries, occupy some and destroy others. But the prospects of political destabilization were much more ominous when the world’s most powerful country invested much of its might and financial resources to do the job.

In 1990-91, then again in 2003, and once more in 2006, Iraq was used as a giant field of experimentation for war, ‘state building’ and US-provoked civil war. The region had never experienced such division to accommodate sectarian lines as it did then. The discourse that adjoined the US war was brazenly sectarian of the Shia-majority oppressed by the Sunni-minority. They rearranged one of the most complex political landscapes in the world within a few weeks, based on a blueprint imagined by Washington-based ‘experts’ with little real life experience. Not only was Iraq torn into shreds, but it was remade repeatedly to accommodate America’s inept understanding of history.

2780_435768123193771_1495617242_n

Iraq continues to suffer, even after the US purportedly withdrew its military. Thousands have perished in Iraq in recent months, with victims labeled as members of one sect or another. But the Iraqi ailment has now become a regional condition. And like the US when it invades sovereign countries and rearranges political borders, groups like the Islamic State of Iraq and al-Sham (ISIS) operate wherever they find their calling with no respect for geographical borders. Formed in Iraq in 2006 as a platform for various Jihadi groups like al-Qaeda in Iraq, ISIS has been a powerful component of the savage war underway in Syria. Despite its bad reputation, it seems to have little problem finding access and resources. Worse, in parts of Syria it actually operates a somewhat stable economy that gives it greater privilege than homegrown Syrian groups.

Such groups would have never existed in Iraq, or move with relative ease to other countries, if it had not been for the US invasion. They operate like private armies, divided into smaller bands of battle-hardened fighters that are capable of navigating their way through borders and taking control over entire communities. Al-Qaeda, once a barely known group 12-years-ago, has now become a stakeholder in the future of entire Middle Eastern countries.

For countries that are not undergoing the type of upheaval being experienced in Syria and Iraq, they however understand that it is too late to play the role of the spectator. It is an all-out war in the making, and there is no time for neutrality. Worrying predictions of the changing physical landscape of the region are well underway and few countries seem to be spared.

Robin Wright’s recent piece in the New York Times, “Imagining a Remapped Middle East” is a typical speculation made by American political and media elites about the Middle East. They applied it in earnest before and after the US invasion of Iraq, where they carved the Arab country into whatever amalgamation that suited US interests, in a typical divide and rule formula. This time however, the prospects are frighteningly serious and real. All the major players, even if ostensibly opposing one another, are in fact contributing to the plausible division. According to Wright, not only could countries become a few smaller ones, some of the carved territories could tie into the cut pieces of neighboring countries.

Even “city-states – oases of multiple identities like Baghdad, well-armed enclaves like Misurata, Libya’s third largest city, or homogeneous zones like Jabal al-Druze in southern Syria – might make a comeback, even if technically inside countries,” he wrote. The accompanying info-graphic was entitled: “How 5 Countries Could Become 14.”

NYT Infographic

Whether such events will ever actualize, the prediction is itself telling of the undeniably shifting nature of conflict in the Middle East, where countries are now embroiled in war. The new battle lines are now sectarian, carrying symptoms of Iraq’s relentless civil war. In fact, the players are more or less the same, except that the ‘game’ has now been spread to exceed Iraq’s porous borders into much wider spaces where militants have the upper hand.

From here, the warm waters of the Gulf look quiet, but deceptively so.

ramzy

Ramzy Baroud (www.ramzybaroud.net) is an author and editor ofPalestineChronicle.com. His work has been published in many newspapers, journals and anthologies around the world. His is the author of The Second Palestinian Intifada: A Chronicle of a People’s Struggle (Pluto Press, London). His latest book is My Father Was a Freedom Fighter: Gaza’s Untold Story (Pluto Press, London).

SourceCommon Dreams

New-York based Institute of Democracy and Cooperation has released the 2013 report on human rights in the USA on Friday

October 29, 2013 at 5:03 am | Posted in Turkmens | Leave a comment
Tags: ,

New-York based Institute of Democracy and Cooperation has released the 2013 report on human rights in the USA on Friday

please see:

http://www.indemco.org/files/HR2013eng.pdf 

Table of Contents:

Section I: Violations Related to the War on Terror. 4
The National Security Agency (NSA) 5
The Internal Revenue Service (IRS) 24
The United States Postal Service (USPS) 25
National Counter Terrorism Center (NCTC) 29
The Food and Drug Administration (FDA) 34
The Transportation Security Administration (TSA) 36
Federal Maritime Commission (FMC) 37
The Federal Bureau of Investigation (FBI) 38
DNA Collection Run Amok 41
Censorship of Whistleblower Revelations 42
Intimidation of Journalists 55
Drone Strikes and the Killing of American Citizens 60
No-Fly Lists and Prevention From Entering U.S. Territory 70
Torture 72
Renditions 76
Guantanamo Bay—Latest Developments 78
Abuses Committed Abroad 83
Legal and Illegal Corruption: The Problem of Political Representation 87
Other Political Rights Violations 103
Rights Violations in the Law Enforcement Agencies and the Courts 110
Solitary Confinement in Immigration Cases 124
Power Abuse: The Internal Revenue Service (IRS) 129
Racial and Religious Discrimination 133
Social Rights 141
Workplace Abuse 147
Healthcare 149
Sexual Assaults in the Military 151
Assaults in Military Academies 159
Men as Targets of Sexual Violence in the Military 160
Mass Shootings as a Failure to Guarantee the Right to Life 162

Environmental Impacts of the Destruction of Iraq’s Electricity Infrastructure.

October 27, 2013 at 12:59 pm | Posted in Turkmens | Leave a comment
Tags:

Environmental Impacts of the Destruction of Iraq’s Electricity Infrastructure.

by Dr. Souad Al-Azzawi on 27-10-2013

During 2009, after six years of occupation, with a population of about 30 million and required peak demand of 6800 – 7500 MW [2], only 3,300 MW of electricity was available. To date, Iraq cannot achieve it’s 9,925 MW production of the late 1980s. In other words, the Iraqi population is getting only 30% of the electricity production the pre-occupation government had previously provided for them.

Electricity came to Iraq in 1917 [1]. According to UNDP, 2008 [2], until 1990, Iraq enjoyed an excellent electricity infrastructure, where generation capacity exceeded the demand of about 6000 mega watts (MW), and additional power generation plants were under construction prior to the Gulf War in 1991.  The total installed generating capacity was 9,295 MW, for a population of (22) million at that time [3]. The system supported a peak demand of about 5,100 MW. 87% of population had access to electricity during the eighties.

Out of the thirty power plants which were built prior to the American occupation, twenty were installed and commissioned into service within the period of 1970 – 1980 [2] by the national government of the Republic of Iraq.

During the multiple attacks, economic sanctions and occupation, the electrical power production network was systematically and intentionally destroyed by American forces [2] [4]. After the invasion of Iraq in 2003, the electrical power production capacity dropped to only 3,300 MW [2], which was drastically under the national requirements.

During 2009, after six years of occupation, with a population of about 30 million and required peak demand of 6800 – 7500 MW [2], only 3,300 MW of electricity was available. To date, Iraq cannot achieve it’s 9,925 MW production of the late 1980s. In other words, the Iraqi population is getting only 30% of the electricity production the pre-occupation government had previously provided for them.

Destruction of the Electrical Power Generation System in Iraq

Barton Gellman wrote in Washington Post, Jan 23, 1991; [In 1991 war, 700 targets were identified and bombed, 28 were “key nodes” of electrical power generation. The allies flew 215 sorties against the electrical plants, using unguided bombs, TC, and laser guided GBU-110 bombs. Between the sixth and seventh days of the air war, the Iraqis shut down what remained electrical grid “not an electron was flowing” said one target planner] [4].

The UNDP report [2] emphasized that about 70% of Iraq’s installed power generating capacity was damaged or destroyed during the 1991 Gulf War. All major power stations were damaged and nearly 80% of the gas turbines units were affected.

Gellman also wrote that “we have to emphasize here that the periling planning for the bombing campaign began before Iraq even invaded Kuwait last Aug.”] [4].

This is all indicates that the major goals of the bombing was not liberating Kuwait or Iraq, rather, it was the total destruction of the civilian infrastructure. With the combined impacts of the comprehensive economical sanction & the deteriorating health care system, a crime of decimation and depopulation was put into place and committed.

The destroyed electricity generating stations and oil refineries were partially repaired during Iraq’s reconstruction campaign of 1991-1993 [2]. However, without the spare parts required during the economical sanction imposed on Iraq, only about 5300 MW generating capacity was repaired [2].

In 2003, during the military operations of the invasion, the United States forces retargeted electrical power distribution facilities [5]. Attacks on distributing systems were carried out with carbon fiber bombs. Electrical power was out for over thirty days after US strikes on transformer facilities in al-Nasiriya. After all this destruction, the electrical power generating capacity in Iraq dropped to only 20% of its original capacity [6]. Accordingly, daily electricity blackouts for about 20 hours became a fact of life. With that Iraq’s water purification & sewage treatment systems, health care, sanitation, and other related services faced major malfunctions.

Since the occupation of Iraq, average daily electricity supply in Baghdad homes has been only 3-5 hours [7].

Electricity Crises in Iraq: Environmental and Health Impacts

Lack of electricity in a country where summer temperatures reach 120º F can be torture. With ever decreasing hours of supply from the national grid, each house in the country depends on house hold generators. These generators, depending on size, type & generating capacity can provide an average supply of (8-10) house of electricity a day, often less.

Estimated number of household generators: According to the statistics of the Ministry of Trade that is related to the food ration distribution system; there were about four million families of different sizes in Iraq in 2004 [8]. Total related estimated population is 28 Million. No real census of Iraq’s population has been conducted since 1997[9].

In 2010, according to projected number of population, the projected number of families became about 4,428,000. Depending on this number we assume that the approximate number of small and medium household generators in major cities are 2.5 million units. If we add 0.4 million extra units for commercial centers (restaurants, police stations, government offices, hospitals, municipalities), & other 0.3 million larger units for street grid generators. Total number of generators in Iraq becomes about 3.2 million units.

To conclude this point, since 2003 major sources of electricity supply in Iraq are:

  1. National electricity grid, which ranges from (3-8) non-continuous hours/day in Baghdad [7].
  2. Small household generators within the capacities of (1- 12 KVA
  3. Street & local grids electricity from medium size generators of private sectors (12-60 KVA). These sources sale few Amperes per line for houses in one or two streets for certain time schedule.

Environmental and Health Impacts Related to Electricity in Iraq

Electricity supply crises caused enormous environmental and health problems. Some of these problems are related to the use of hundreds of thousands house hold generators that consumes fossil fuel (crude oil, heavy oil, gas oil, gasoline, kerosene, etc.). Problems such as the following:

  1. Emission of about (8.2) Million Metric Ton of CO2 /year to atmosphere,   Calculations of Co2 emissions according to:http://www.epa.gov/cleanenergy/energy-resources/calculator.html, In addition to other measured sources of annual CO2 emission in Iraq (118.309 MMT) [10], and (141 MMT) from Iraq’s occupation military operations from 2003-2007[11]. This additional amount of CO2 emission is contributing to global warming.
  2. Increase of hydrocarbons (HC) emission as a result of unburned or partially burned fuel from generators. HC includes many toxic compounds.  Continues exposure to such toxicants causes cancer & other adverse health effects [12].
  3. Existence of hydrocarbons (HC) fumes from the generators in residential areas would react with Nitrogen oxides in the presence of sunlight to form ozone. Ozone in the lower atmosphere would form the photochemical smog. Photochemical smog cause respiratory problems, continues watering of the eyes. Cardio-vascular problems if continuously exposed to ozone. Increase of the rate of cancer cases in Iraq partially attributed to these toxic pollutants.
  4. Noise pollution, where most of these generators roar together in residential areas.  Noise interference peaks up to exceed the acceptable level of ambient noise pollution.
  5. Excessive heat losses from unit generators add to already unbearable heat of summer in Iraq.

Other health impacts are:

  1. Continuous hardship, discomfort & psychological problems related to inconsistency of electrical supply especially for family members with health complications.
  2. The  problem of getting enough fuel from black markets in a country suffers from lack of security,  cities divided into cages and cells by huge concrete walls, and hundreds of military check points. A trip to a gasoline station might take 3-4 hours with high risk of getting killed or injured by side road car explosion.
  3. Financial problems where each family has to spend about (200-300) USD on private electrical supply.
  4. Without continuous electrical supply no cooling systems, refrigeration systems do not work properly. As a result food poisoning is a very familiar disease among the population of Iraq with highest rate of children mortality in the region.
  5. Health car & hospitals disfunctioning problems. Without continues and consistent electricity supply, hospitals cannot function, perishable medicines spoil, water cannot be purified and raw sewage cannot be processed properly.
  6. Deterioration of sanitation & life quality parameters. Baghdad ranked No 221 city, or the worst city according to Mercer quality of living cities of 2012[13].
  7. Economic problems related to industrial and irrigation water conversion & drainage systems, where millions of acres of agricultural land are turning into desert areas.

Souad N. Al-Azzawi, Associate Professor in Environmental Engineering, member of the Executive Committee of the BRussells Tribunal.

Continue Reading Environmental Impacts of the Destruction of Iraq’s Electricity Infrastructure….

The Lisbon Statement – October 2013 – ACCOUNTABILITY & JUSTICE FOR IRAQ

October 25, 2013 at 10:07 am | Posted in Turkmens | Leave a comment
Tags: , ,

English-Arabic-French-Spanish-Dutch-Swedish, see: http://www.brussellstribunal.org/article_view.asp?id=1202

The Lisbon Statement – October 2013

ACCOUNTABILITY & JUSTICE FOR IRAQ

 

Members of the International Anti-Occupation Network (I.A.O.N.) coming from Portugal, Algeria, Belgium, France, Iraq, Jordan, the Netherlands, Spain, Switzerland, Sweden and the UK, representing many international NGOs, met in Lisbon from October 11-13 to discuss developments in Iraq and its future.

Even after the US was forced by the resistance of the people of Iraq to withdraw its combat troops, tens of thousands of advisors, contract employees and security personnel remain throughout the country to ensure the goals of the occupation. Foreign and regional powers continue to vie for influence and domination over Iraq, even to the extent of intervening with militias and committing crimes against the Iraqi people. Outside forces have not given up their attempt to control the economic resources of the country and to deny basic services to the population. The root cause of the increased terrorist violence is the sectarian Bremer constitution imposed on the Iraqi people during the first years of the occupation. This has been recognized by growing numbers of demonstrators in the popular uprising against the al Maliki regime that have spread throughout Iraq since December 2012. THE PEOPLE OF IRAQ ARE CLEARLY DETERMINED TO REMOVE ALL REMNANTS OF THE OCCUPATION.

The political process and the regime imposed upon Iraq are an integral part and continuation of the US strategy to divide and conquer its resistance to imperialism and neo-liberalism. The policy of the current regime is dependent on revenge and sectarian division and encourages acts of terror against the civilian population to prevent Iraq from regaining its sovereignty after decades of sanctions, war and occupation. The I.A.O.N. re-iterates its position from the Le Feyt Declaration of 2008. “Iraq cannot recover lasting stability, unity and territorial integrity until its sovereignty is guaranteed…All of Iraq´s neighbors should recognize that stability in Iraq serves their own interests and commit to not interfering in its internal affairs.” THE PEOPLE OF IRAQ REJECT SECTARIANISM AND DIVISION.

We continue to support and call for solidarity with the efforts and struggle of the Iraqi people to regain full independence. The truth about the war must be told and the consequences of the occupation recognized. The US and its allies who are responsible for the destruction and crimes committed against Iraq must be held accountable. The world has a legal and moral responsibility to help the Iraqi people to regain their legitimate rights after all the suffering they have been subjected to. But the destiny of Iraq lies in the hands of its people. We are confident that the people of Iraq are capable of rebuilding their nation and deciding the course of their future. THE IAON CALLS ON ALL SOLIDARITY, ANTI-WAR AND ANTI-IMPERIALIST MOVEMENTS AND ALL PEACE LOVING PEOPLE TO STAND WITH THE PEOPLE OF IRAQ IN THIS STAGE OF RESISTANCE.

PLAN OF ACTION

Our main goals in the coming period are:

–      to mobilize international awareness about and support for abolishing the political remnants of the occupation

–      to intensify international demands for Accountability and Justice for Iraq

–      to increase cooperation between solidarity forces and the Iraqi people to alleviate the suffering of the victims of war and occupation

 

Among the efforts the I.A.O.N. supports and will concentrate on in the coming period are:

 

the continued spreading and exchange of information about the popular resistance to sectarianism and continued violations of human rights in Iraq.

the coordination of efforts to lobby national and EU parliaments to encourage governments and UN bodies to forcibly oppose the continued systematic and widespread violations of human rights by the Iraqi authorities, especially the use of the death penalty, and to support the important recommendations in the report issued by the UN Human Rights Council*, including the re-instatement of a special UN rapporteur for Iraq to closely monitor respect for human rights

the work to map out a legal strategy to hold those legally responsible for their crimes in Iraq and to demand compensation for their victims

the work to bring about independent international investigations about the use of different kinds of weapons in Iraq and the increasing number of congenital birth defects in Fallujah, Basra and other places and about the use of Iraq territory as a dumping ground for dangerous chemical and radioactive substances

projects of cooperation between different national groups and Iraqi organizations to aid those worst affected by the conflict.

The IAON strongly encourages all peace forces to join us in these efforts.

 

Lisbon October 13, 2013

*You can read more in the UN document “Truth, justice and reparations for Iraq”

http://www.gicj.org/NOG_REPORTS_HRC_24/truth_item3.pdf

Irak’ta Türkmenlerin Statü Arayışı: Türkmen Haklarını Düzenleme Yasası – Bilgay Duman, ORSAM Ortadoğu Uzmanı

October 24, 2013 at 7:21 pm | Posted in Turkmens | Leave a comment
Tags:

http://www.orsam.org.tr/tr/trUploads/Yazilar/Dosyalar/20131023_ek.pdf

TÜRKMEN HAKLARINI DÜZENLEME YASASI
Halk adına,
Cumhurbaşkanlığı
Parlamentonun kararı, Cumhurbaşkanlığının onayı, Anayasanın 61.maddesinin 1.fıkrası ve 73.maddesinin 3. fıkrasına istinaden aşağıdaki yasa çıkarılmıştır:
Yasa No ( ) Yıl 2013

TÜRKMEN HAKLARINI DÜZENLEME YASASI

Madde (1)
Bu Yasanın amacı, Türkmenlerin, Irak Toplumu içinde siyasi, idari, kültürel ve eğitim haklarını korumaktır.

Madde (2)
Bu yasanın amaçları aşağıdaki vesilelerle gerçekleşir:

Bir: Yüksek siyasi kararların alınmasında iştirak etmek.

İki: Türkmenlerin parlamento, cumhurbaşkanlığın, bakanlar kurulu, bakanlıklar ve yoğunluk teşkil ettikler vilayet, kaza ve nahiyelerde adil temsillerinin sağlanması.

Üç: Türkmenlerin yoğunluk teşkil ettikleri yerel yönetimlerde, idari ve güvenlik teşkilatlarında adil temsillerinin sağlanması.

Dört: Coğrafi değişiklik girişimlerine karşı Türkmen arazilerini korumak.

Beş: Türkmen kültür, edebiyat ve medeniyet mirasını korumak ve geliştirmek.

Altı: Kültür merkezleri, yayınevleri, müzeler, kütüphaneler, araştırma merkezleri, sergi salonları açmak, kitap, gazete ve dergiler yayınlamak.

Yedi: Kültür, sanat, edebiyat, etkinlik ve festivalleri düzenlemek , yasal izinleri alındıktan sonra yurt dışına heyetler göndermek, kültür, sanat, ve edebiyat insanlarını davet etmek,heyetlerde iştirak etmek,yerel ve beynelmilel festivallere katılmak.

Sekiz: Modern ve klasik Türkmen müzik ve sanatını eğitmek amacı ile Yüksek Öğrenim Bakanlığı’nın mevzuatına uygun üniversiteler bünyesinde güzel sanatlar fakülteleri açmak.

Dokuz: Radyo ve televizyon kanalları kurmak.

On: Türkmen bilim, sanat, edebiyat insanlarını desteklemek, yardımlar dağıtmak teşvik amacı ile başarılı olanlar için ödüller tahsis etmek.

On bir: Türkmenlerin kendilerine özgü dillerini özgürce kullanmalarına olanak sağlamak.

On İki: Eğitimin Tüm aşamalarında, eğitim, dilleri ve özel olarak kullandıkları harflerle olacaktır, yoğunluk teşkil ettikleri okullar Türkmen eğitimi kapsamında olacaktır, Türkmen eğitiminde görev alacak olanlar, Türkmen dilini okuma ve yazma olarak bilmeleri gerekir.

Madde(3)

Bir: Türkmen İşleri Yüksek Konseyi adı ile Tüzel kişiliğe sahip Bakanlar kuruluna bağlı, bir Konsey kurulacaktır, Merkezi Bağdat’ta olmak üzere Federal bölge ve federal bölge olarak düzenlenmeyen illerde Şubeler açabilir.

İki: Konsey Başkanı, Bakan derecesinde olup, Bakanlar Kurulu ve Parlamentoda bulunan Türkmen temsilcilerin önerisi ve Bakanlar kurulunun aday göstermesi, ilgili yasa hükümleri uyarınca ataması yapılır.

Üç: Başkan, Konseyin en üst yöneticisi olup, çalışmalarını yönlendirmek ve politikalarını yürütmekten sorumludur Konseyin, İdari, Mali ve teknik kurallarının uygulanmasını takip eder, Talimat, Kararlar ve emirler adına yayınlanır.

Dört: Konsey Başkanın özel derecede bir yardımcısı bulunur, başkana yardımcıdır, Başkan tarafından verilen görevleri ifa eder, ilgili yasa hükümlerine göre ataması yapılır.

Beş: Konseyin özel derecede bir Müsteşarı bulunur, talep edilen konularda Konseye meşverette bulunur, ilgili yasa hükümlerine göre ataması yapılır.

Altı: Konsey Başkanı bazı yetkilerini yardımcısına veya genel müdürlerine yasaya göre devir edebilir.

Madde 4:
Konseyin Görevleri:

Bir: Türkmen Toplumunun varlığını ve haklarını korumak.

İki: İlgili makamlara, Yasalaşması ve karara bağlanması için, önerilerde bulunmak.

Üç: Türkmen Toplumunun genel hayata katılmasını sağlamak için tedbirler almak.

Dört: Eşitliği gerçekleştirmek ve ayrımcılığı önlemek için çalışmalar yapmak.

Beş: Devlet Dairelerinde Türkmenlerin diğer milliyetlerle dengesini takip etmek.

Altı: Türkmenlerin mağdur olmalarını önlemek maksadı ile, devlet kaynaklarının adil dağılımını takip etmek.

Yedi: Kamu yararına yatırmalar yapmak veya iştirak etmek.

Sekiz: Bu yasanın gerçekleşmesi için kısa ve uzun vadeli planlar yapmak.

Dokuz: Uzman ve yetenekli kişilerin bilgilerinden istifade etmek için yasaya uygun sözleşmeler yapmak.

On: Yasaya uygun, Okul, Enstitü ve Üniversiteler açmak.

Madde 5:
Konsey aşağıdaki teşkilatlardan oluşur:

Bir: Kültür, Enformasyon, Eğitim ve Öğretim Dairesi.

İki: Emlak, Sosyal ve Genel Hizmetler Dairesi.

Üç: İdari, Mali ve Hukuk İşleri Dairesi.

Dört: İç Denetim ve Teftiş kısmı.

Madde 6:

Bir: Bu Yasanın Beşinci Maddesinde yer alan daireler, konusunda uzman, en az üniversite mezunu, Genel Müdür tarafından yönetilir.

İki: bu yasanın beşinci maddesinin dördüncü bendinde yer alan teftiş ve iç denetim kısmı en az üniversite mezunu ihtisas sahibi denetim uzmanı tarafından yönetilir.

Üç: Bu Yasanın Beşinci Maddesinin Beşinci Bendinde yer alan Başkanın bürosu, konusunda uzman ve ihtisas sahibi en az üniversite mezunu müdür derecesinde bir memur tarafından yönetilir.

Madde 7:
Irak Federal hükümeti, Federal bölge Hükümetleri ve federal Hükümetler olarak düzenlenmeyen illeri, Türkmen Toplumunu korumak ve Irak’ta varlığını devam ettirebilmesi için Ekonomik, Sosyal ve İdari tedbirler alır, Türkmenlerin, hak ve temel hürriyetlerini kullanabilmeleri için veya engellenmesini önlemek için ayrıca tedbirler alırlar.

Madde 8:
Türkmen Toplumunun Yaşadıkları bölgelerin, Etnik ve Demografik yapısına herhangi bir şekilde halel getirilemez, dokunulamaz, değiştirmek amacı ile kararlar alınamaz.

Madde 9:
Türkmen örgüt ve kurumları yurt dışında, kendileri aynı ile ayni etnik özellikleri, dil ve kültürü paylaşanlarla iletişim ve temas kurabilir, Federal Hükümet bu ilişkileri düzenlemek amacı ile Hükümetler, Yönetimler veya yerel Hükümetlerle anlaşmalar veya protokoller yapabilir veya anlaşma veya protokoller yapma yetkisini Konsey başkanına verilebilir.

Madde 10:

Bir: Konsey, Türkmen Toplumunun Haklarını korumak ve bu yasanın uygulanması amacı ile Devlet kurumları ve Hükümetler dışı Örgütlerle işbirliği yapar.

İki: Konsey, Türkmen İşleri ile ilgili devletin kurum ve kuruluşları ile Muhatap olma yetkisine sahiptir, bu hitaplara kurum ve kuruluşlar yanıt vermekle yükümlüdür.

Madde 11:

Konseyin, gelirleri aşağıdaki şekildedir:

Bir: Devlet bütçesinden ayrılan pay.

İki: Yasalar çerçevesinde yurt dışından yapılan bağış ve yardımlar.
Üç: Konsey’in etkinliklerinden elde edilen gelirler.

Madde 12:
İhtiyaca göre devlet ve belediyeler tarafından bedelsiz gayrimenkul tahsisi yapılır.

Madde 13:
Konseyin Merkez ve Şubelerini korumak amacı ile federal polise bağlı bir alay oluşturulur.

Madde 14:
Bu yasanın Beşinci Maddesinde yer alan teşkilatların görev ve yetkilerini belirleyen bir yönetmenlik başkan tarafından yayınlanır.

Madde 15:
Konseyin hesapları Mali Denetim Kurumunun denetimlerine tabiidir.

Madde 16:
Konsey personeli, 1960 (24) sayılı sivil hizmetler, 1960 (25) sayılı kadro, 1991(14) sayılı devlet memurları, kamu sektörü disiplin, 2006 (27) sayılı emeklilik ve 2008 (22)sayılı Devlet memurları ve kamu sektörü maaşı, yasalarının hükümlerine tabiidir.

Madde 17:
Bu yasanın uygulanmasını kolaylaştırmak amacı ile, Konsey başkanı, genelgeler ve iç yönetmenlikler yayınlar.

Madde 18:
Bu Yasa, Resmi Gazetede yayınladıktan sonra yürürlüğe girer.

GEREKÇELER
Türkmenlerin maruz kaldıkları baskı, etnik ve mezhep ayrımcılığı, bölgelerinin maruz kaldığı demografik değişim ve geçmişin kötü izlerini silmek, mahrum bırakıldıkları en temel
haklarını gerçekleştirmek, Demokrat federal yeni Irak’ta, Irak halkı arasında hoşgörü ve kardeşlik bağlarını da güçlendirecek, Irak’ın gelişmesine ve ilerlemesine katkı sağlayacak Türkmenlerin, milli ve ulusal kurum ve kuruluşlarını inşa etmelerine olanak sağlamak maksadı ile bu yasa çıkarılmıştır.

Iraq’s Security Situation Looking Bleaker By The Day

October 16, 2013 at 2:42 am | Posted in Turkmens | Leave a comment
Tags: ,

Tuesday, October 8, 2013

Iraq’s Security Situation Looking Bleaker By The Day

August 2013 was the worst month of the year for Iraq’s fragile security situation. Insurgents carried out a huge number of mass casualty bombings, as the public seemed to teeter on the edge of losing faith in the government to protect them. There were increasing stories of sectarian retaliation up and down the length of the state. That begs the question of which direction Iraq is heading. Is this the new norm or are can things get any worse?
The four organizations that track deaths in Iraq were in rare unanimity in September. Agence France Presse had 880 killed, up from 693 in August. The United Nations reported 979 deaths, an increase from August’s 804, while Iraq Body Count had 1,220 fatalities in September compared to 915 in August. Even the Iraqi government couldn’t deny the carnage with 971 deaths. That was only the third time this year that Baghdad offered realistic numbers for the level of violence in the country. Usually their figures are a fraction of what the other three record. For the year, both Iraq Body Count and the United Nations have over 6,000 people dying so far with 6,293 and 6,551 respectively. Those are the highest numbers since 2008. On average that’s over 20 people killed per day in 2013. To make things worse this came during the latest government crackdown Revenge of the Martyrs, which began in August. The government has bragged about hundreds being arrested, but this has not affected security at all as the casualty figures show. In fact, it is likely making matters worse by turning the very public the security forces should be protecting and relying upon for information against them.

DÜTAP Conference at Brussels Parliament: The Problems of the Women in the Turkish World

October 15, 2013 at 10:05 am | Posted in Turkmens | Leave a comment
Tags:

DÜTAP Conference at Brussels Parliament: The Problems of the Women in the Turkish World

Brussels 12th October 2013Minister Brigitte Grouwels and Deputy Brigitte De Pauw co-hosted a conference at BRUSSELS PARLEMENT organised by DÜTAP  (Dünya Türkleri Avrupa Platformu) on the Problems of the Women in the Turkish World.

Brüksel Parlamentosunda DÜTAP (Dünya Türkleri Avrupa Platformu) tarafindan gerçeklestirilen “Türk Dünyası Kadın Sorunları” konferansimizda sayin Merry Fitzgerald (Europe-Turkmen Friendships) konuşmasını yapıyor. 

In her speech Merry Fitzgerald (Europe – Turkmen Friendships) spoke about the plight of the Turkmen Women in Iraq, Syria and Iran.

In the centre of this photo : Minister Brigitte Grouwels, (Brussels Minister van Openbare werken en Vervoer, Informatica en de Haven van Brussel) and Deputy Brigitte De Pauw

Minister Brigitte Grouwels and Staff Member Ms.Nebahat Acar
Deputy Brigitte De Pauw
 
DÜTAP President TC Kenan Dağgün and DÜTAP Member 
Ms. Ayla Yaşaryıldız 
 Ms.Nebahat Acar and Ms. Ayla Yaşaryıldız
Ms. Merry Fitzgerald (Europe-Turkmen Friendships)
Ms. Remziye Levent and Ms. Ayla Yaşaryıldız
Ms. Elise Ayhan and Ms. Ayla Yaşaryıldız
Ms. Esma Caner and Ms. Ayla Yaşaryıldız
Mr Selman Kasoemov, Mr. Ayhan Demirçi, Dr. Hassan Aydinli and Mr. Abdumutalip
Ms Gulnissa Taipova, Uyghur representative and DÜTAP Member 
 
Minister Brigitte Grouwels welcoming guests at BRUSSELS PARLEMENT
Deputy Brigitte De Pauw welcoming guests

KADIN VE AİLE : DÜTAP ‘TÜRK DÜNYASI KADIN SORUNLARI » KONFERANSI İLGİYLE İZLENDİ / 14/10/2013

October 14, 2013 at 8:05 pm | Posted in Turkmens | Leave a comment
Tags:
KADIN VE AİLE : DÜTAP ‘TÜRK DÜNYASI KADIN SORUNLARI » KONFERANSI İLGİYLE İZLENDİ / 14/10/2013http://www.belcikahaber.be/?act=show&code=page&id=8&id_page=11136&resume=0
Büyütmek için tiklayinKısa adı DÜTAP olan ‘Dünya Türkleri Avrupa Plaftormu’nun Brüksel parlamento binasında  Brüksel Hükümeti Bakanı Brigitte Grouwals ve Brüksel milletvekili Brigitte De Pauw’un, himayelerinde gerçekleştirilen  ‘TÜRK DÜNYASI KADIN SORUNLARI’ konferansı ilgiyle izlendi.

Çatı kuruluş olan Dütap’ın Başkanı Kenan Dağgün’ün ev sahipliği yaptığı organizasyona  Bakan Brigitte Grouwels, Milletvekili Brigitte de Pauw, Avrupa Türk Platformu Başkanı Nebahat Acar, AIMEE Başkanı Esma Caner, BETÜDER Başkanı Ayla Yaşaryıldız,  Hollanda Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Elise Ayhan ve Başkan Vekili Tülay Demirci, Belçika Azerbaycan Dostluk Cemiyeti Başkanı Ayhan Demirci, Belçika Balkan ve Rumeli Türkleri Derneği Başkanı Turan Türe, Belçika Bulgaristan Kültür Derneği Esin Elmanova, Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu Temsilcisi Seyhan Sarıca, Hollanda Azerbaycan Türk Kültür Derneği Başkanı İlhan Aşkın, UYGHURBEL Başkanı Abdulmutalip İmirov,  Belçika Irak Türkmen Cephesi Başkan Hasan Aydınlı, İran-Irak-Suriye ‘de yaşayan Türkmen kadınları temsilcisi Merry Fitzgerald, Belçika Türk Kadınlar Birliği Başkanı Leyla Teker, Kazakistan-Türkmenistan-Özbekistan Temsilcisi Larisa Bitioutskich,  Belçika Uygur Türkleri Kadın Temsilcisi Gulnisa Tayipova, Azerbaycan Uğrunda Birlik Derneği Temsilcisi  Irada Uluşanlı, Yönetmen Rabia Kaçar, Araştırmacı-Yazar Ayşe Sezgin, Almanya’dan katılan Okul Aile Birliği Başkanı ve Köşe Yazarı Remziye Levent ve kalabalık davetli topluluğu katıldı.

Toplantı öncesi Bakan Brigitte Grouwels ve Milletvekili Brigitte De Pauw davetlileri Brüksel parlamento binasını gezdirerek, kendilerini Flamanca ve Fransızca Bilgilendirdiler.
Meclis Genel Kurulu, Bakanlar kurulu ve  Parti Grup toplantı salonları, binanın mimarisi ve  Parlamento duvarlarında asılı olan çeşitli sanatsal tablo hakkında da davetlileri bilgilendirdiler.
Meclis salonunda Muhammed Kerim adlı Arap bir Hattat sanatçına ait olan ve Patates kabuklarından yazılmış Esmaül Hüsna ve İslami Şahsiyetlerin isimlerini içeren tablolar ilgiyle izlendi.
Davetliler Parlamento binasını gezdikten sonra Konferans salonuna geçtiler.
Burada BETÜDER Başkanı Ayla Yaşaryıldız’ın sunumu ile program start aldı.
Yaşaryıldız : « Bugün buraya gelmemizin amacı Türk Dünyasında yaşanan kadın sorunları ve kadına yönelik şiddet ve haksızlıkları, bu parlemantoda dile getirerek, dünya kamuoyunun dikkatini çekmektir.
Yaşadıkları topraklarda, töre cinayetlerine küçük yaşta aile baskısına maruz kalan kız çocukları, hiçbir savunma hakkı olmadan canlarını veren, hapishane ve sürgünlerde hayatlarını kaybetmiş olan, dünya kadınları için hepiminizi 1 dakikalık  saygı duruşuna davet ediyorum » dedi.

Saygı duruşunun ardından Belçika’nın ünlü yönetmenlerinden ve program yapımcısı Rabia Kaçar’ın ‘Türk Dünyasından Kadın Portreleri ‘ görsel sinevizyon sunumu ilgiyle izlendi.
Konferansa ev sahipliği yapan  DÜTAP Başkanı Kenan Dağgün bir selamlama konuşması yaptı. Dağgün : « DÜTAP bir yıla yakın bir zaman öncesi kuruldu. İlk olarak Türk Dünyasından önemli bir bayram olan ve Dünya Uygur Türkleri Lideri Sayın Rabia Kadeer ‘in onur konuğu olarak katıldığı ‘NEVRUZ BAYRAMI’nı DÜTAP’a gönül veren kardeş kuruluşlarla birlikte kutladık. Bu gün ise Türk Dünyasında Kadınlarımızın sorunlarını tartışacağız. Bu konuda bize değerli desteklerini esirgemeyerek bu parlamento binası çatısı altında bizlere kapılarını açan dostumuz Bakan Sayın Brigitte Grouwels ve Milletvekili Sayın Brigitte de Pauw’a, siz değerli sivil toplum kuruluş temsilcilerimize ve tüm davetlilerimize çok teşekkür ediyoruz. Burada dile getirilecek, olan sorunların tesbiti ve çözümlerini içeren tüm görüşlei bir rapor haline getirerek, ilgili birimlere aktaracağız.

Bu organizasyonumuza katkıda bulunan herkese teşşekkür ediyorum» dedi.
Brüksel Hükümeti Bakanı Brigitte Grouwals destek verdiği toplantıda  DÜTAP Başkanı Kenan Dağgün’ü tebrik ederek başladığı konuşmasında  ise, « DÜTAP yakın zamanda kurulmasına rağmen başarılı çalışmalarda bulunmakta. Kenan Dağgün’ü önemli bir konuyu gündeme taşımasından dolayı, kendisine teşekkür ediyorum.
Irkı dini ve yaşadığı yer nere olursa olsun Kadın sorunu aynıdır. Bu sorunların tesbiti ve çözümlerinde herkese görev düşüyor. Biz bu konuda bir çok çalışmalar yaptık. Kadına şiddete karşı birlik içerisinde olunmalı. Halklarımızı elde edebilmek için yaşadığımız ülkelerin dilini öğrenmeliyiz. Bu vesileyle birilerine dil bağımlılığı olmadan hakkımızı savunabiliriz.
« Kadınlar Brüksel’i inşa ediyor », « Kadınlar için Brüksel güvenli bir şehir » başlıklı çalışmalarımızla Kadınları toplumda saygın ve güvende kılmak için bu çalışmalarımız etkili oldu. Bugün burada bir çok konu ele alınacak. Benim üzerime düşen konuda her zaman sizlerin yaynındayım » dedi.Brüksel Milletvekili, Brigitte de Pauw ise yaptığı selamlama konuşmasında «Kadına şiddet ve verilmemiş hakları toplumların en önemli sorunlarından birisidir. Bu konuda dünyanın değişik bölgelerinde çalışmalar yapılmakta. Tüm iyi niyetler rağmen Kadın hakları tatmin edici çözümlere daha kavuşturulamamıştır. Farklı coğrafyalardaki bu sorun insanlığın sorunudur. Bu konuda bilimsel çalışmaların siyasilerce değerlendirilmesi gerekiyor. Bu anlamda bizlere büyük görevler düşmekte. Kadın sorunlarını siyasiler toplumun temel dinamikleri olan sivil toplum kuruluşlarıyla birlikteçözebilir » dedi.

Daha sonra Sivil Toplum kuruluş temsilcileri ülkelerindeki Kadın sorunlarını dile getirilen konuşmalar yadı.
Avrupa Türk Platformu Başkanı Nebahat Acar, Almanya’dan katılan Okul Aile Birliği Başkanı ve Köşe Yazarı Remziye Levent, AIMEE Başkanı Esma Caner, Hollanda Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Elise Ayhan, İran-Irak-Suriye ‘de yaşayan Türkmen kadınları adına Merry Fitgerald konuşarak bu ülkelerde yaşanan kadın sorunlarını istastiki bilgilerle anlattılar.
Tüm sunumları daha sonra sitemizden sırasıyla yayınlayacağız.
Konferans kokyeyl sunumu ile son buldu.

Belçika Haber be olarak, « ‘Türk Dünyası Kadın Sorunları’nı içeren ve çok önemli tesbitlerin yapıldığı bu konferansı düzenleyen DÜTAP yetkililerine ‘Kadın Haklarına gösterdikleri ilgiden dolayı teşekkür ediyoruz.

Su an yorum yok Yorum ekle | Yazdır

Bu haberin diger fotograflari
Büyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayin
Büyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayin
Büyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayin
Büyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayin
Büyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayin
Büyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayin
Büyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayin
Büyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayin
Büyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayinBüyütmek için tiklayin
Büyütmek için tiklayin

Kirkuk in limbo as law addressing political balance is scrapped

October 14, 2013 at 7:16 pm | Posted in Turkmens | Leave a comment
Tags: , ,

Kirkuk is home to Kurds, Arabs and Turkmen

KIRKUK, 14 October 2013 (IRIN) – The scrapping of part of a law encouraging political balance in Iraq’s most ethnically divided province has added to growing pessimism among residents of Kirkuk about the resolution of long-standing disputes over power-sharing.

The province is home to Arabs, Kurds, Turkmen and other ethnic groups, but many argue their representation on the governing Provincial Council does not accurately reflect their percentage of the population. Provincial elections – seen by many as the solution to the perceived power imbalance – have not been held since 2005.

In late August, the federal court of Iraq struck down two paragraphs of Article 23 of the Provincial Election Law, which aimed at consensus among Kirkuk’s ethno-religious groups on when and how to hold the province’s much-needed and long-delayed elections.

The court argued that a multi-ethnic committee established by the article was not an effective way to draft an election law. Instead, the legal committee inside Iraq’s Council of Representatives, the national legislative chamber, has just completed drafting a new special election law for Kirkuk, which now awaits first reading. The committee has three representatives from Kirkuk, one from each of the main ethnic groups.

“We believe the federal court did a good job when it cancelled the paragraphs in Article 23 because it was based on having consensus – and this seems to be impossible in Kirkuk,” said Awat Mohammed Amin, a Kurdish member of Kirkuk’s Provincial Council. “We shouldn’t expect all parties should agree 100 percent. Instead we should work on the basis of majority agreements.”

But the move has been met with despair by Arabs and Turkmen, who argue the law tried to ensure they were properly represented. Without it, they feel decision-making may be taken out of their hands and that any future election might not be fair.

Kirkuk’s population is around 40 percent Arab, 40 percent Kurdish, 19 percent Turkmen and 1 percent Christian, according to an unofficial count of the civil registration, figures from the Ministry of Trade (which distributes food ration stamps to Iraqi families) and the voter register. No official census has been taken.

“Article 23 was a symbol of the consensus of Kirkuk,” said Hasan Toran, leader of the Provincial Council and a member of its Iraqi Turkmen group. All parties agreed to the law when it was put into place in 2008, he said, but not everyone was consulted before it was cancelled.

Decades of disagreement

Kirkuk’s residents have been subjected to political manoeuvring for decades, first under the policies of former president Saddam Hussein, who forcibly removed Kurdish families and brought Arab families to the oil-rich province from the south and centre of Iraq, in an attempt to change its demographics. Now, the territorial dispute remains between Prime Minister Nouri al-Maliki’s Shia-led government in Baghdad and the semi-autonomous Kurdistan Regional Government (KRG) in the north, both of which are jockeying for power over Kirkuk and other territories along the unofficial dividing line.

Under Article 140 of the Iraqi constitution, introduced in 2005, Hussein’s “Arabization” policy was reversed. Arab families were given money to relocate and Kurdish families encouraged to move back. But a referendum due in 2007 on who would take power – Baghdad or Erbil – never took place, leaving Kirkukis in limbo.

“From the perspective of the Iraqi Arabs and Iraqi Turkmen, Article 23 was the countervailing force against Article 140,” said Ahmed Ali, a research analyst at the Institute for the Study of War. “The recent changes to it will make them feel that decisions pertinent to the province are subject to politics rather than an attempt to find a solution.”

The Provincial Council has 26 members representing the Kurdish alliance, nine members representing the Turkmen group; and six members representing the Arab group.

“For Turkmen, Article [23] was imposing some balance to Kirkuk Governorate. It emphasized the participation of all ethnic groups,” said Raad Rushdi Agah, a Turkmen member of the Provincial Council. “After the cancellation, the [Kurdish] majority in the council can get all the key positions, according to voting in the council.”

Photo: IRIN
Old Turkmen market in Kirkuk

The Kurds argue the lack of Arab representation on the council is due to an Arab boycott of the 2005 provincial election.

Article 23 provided for power sharing by aiming to divide the administrative and security powers and public posts equally among the three ethnic groups. It also tried to set out a roadmap for elections in Kirkuk, via the establishment of a multi-ethnic committee required to reach a consensus on the terms for a provincial election, but no agreement was reached.

After the annulment of these provisions, some groups in Kirkuk now feel they are even further from a resolution over the province’s power-sharing problems.

Exploiting differences

Analysts say this political infighting has weakened and destabilized the province, opening the door to increased violence by militant groups operating across the country, largely along Sunni-Shia dividing lines.

“Both [al-Qaeda and Jaysh Rijal al-Tariqa al-Naqshbandia (JRTN)] exploit the ethno-sectarian tensions in the province and the fluctuating Iraqi Arab-Iraqi Kurdish dynamic,” said ISW’s Ali.

Local interethnic tensions add to the instability in Kirkuk.

“After a political development, we find violence in Kirkuk,” said a senior political analyst in the city. “Most of the violations are politically motivated.”

As such, a resolution to the problems of local representation could go some way to reducing attacks in the city, residents and experts said. Arabs and Turkmen argue that better representation within the Kurdish-led security forces would help curb the violence.

But an agreement on local power-sharing will likely have little impact on the wider territorial dispute between Maliki’s government and the Kurds, the senior political analyst in the city said.

Earlier this year, Maliki’s forces engaged in a stand-off with Kurdish security forces over control of territory in the oil-rich province. They avoided outright conflict, but the incident raised fears that the Baghdad-KRG split could turn violent.
Interethnic social ties

While Kirkuk Province is divided into Kurdish, Turkmen and Arab areas, Kirkuk City is a microcosm of all the ethno-sectarian groups. Osama Falah and his friends – a group of twenty-somethings interested in socializing, smoking sheesha and drinking tea in the city’s cafés – are a perfect example.

Falah is an Arab from Baghdad, who came to Kirkuk in 2005 after his cousins were kidnapped by militia in the capital. But his friends cross Kirkuk’s ethnic divides and “this is normal for me,” he said.

Kirkuk’s residents intermingle, intermarry, and speak a variety of tongues. In one Turkmen/Arab household in the guarded neighbourhood of Arafa, Kurdish and Assyrian Christian friends come and go. Rice with currants steams on the stove as family members translate for one another: four languages can be heard between generations.

Yet however strong interethnic ties may be socially, the ethnic balance is still fragile, even for people like Falah.

“It will be wonderful to have an election in Kirkuk because we need a change in the governorate. It is not important who I will elect, but it is important that they will love Iraq.”

“They are not looking out for us in the Kirkuk government; they protect just the Kurdish people,” he said.

Politicians divided along ethnic lines continue to blame each other for the province’s problems, as bombings by al-Qaeda and other militant groups continue with worrying regularity, and residents feel unsafe.

In 2005, Wael Yousif, a general with the Kirkuk police force, was assassinated outside his home after receiving threats because he worked for the police and was a Christian.

His family’s home is now securely guarded by high walls. The living room is full of emblems of church and family life – carvings of Jesus and angels, pictures of Yousif and his daughters. Over slices of cake, his wife Maha describes years of living in fear. She dreams of living in a safe place. His daughter, Rita Wael, thinks elections could be part of the solution, if all groups work together.

“It will be wonderful to have an election in Kirkuk because we need a change in the governorate; we hope that the [politicians] will work for Kirkuk and not for personal goals.” If an election happens, she adds, “it is not important who I will elect, but it is important that they will love Iraq”.

co/ha/rz

http://www.irinnews.org/report/98942/kirkuk-in-limbo-as-law-addressing-political-balance-is-scrapped

Next Page »

Blog at WordPress.com.
Entries and comments feeds.