Türkmenler Erdoğan’a Neden Kırgın…

June 12, 2011 at 5:12 pm | Posted in Turkmens | Leave a comment
Tags:

Suphi Saatçi

  suphisaatci@hotmail.com

11.06.2011

Türkmenler
Erdoğan’a Neden Kırgın…

ABD’nin işgalinden sonra Türkiye, güney komşusu Irak’a özel bir ilgi ve
hassas bir politika ile yaklaşmıştır. Başlangıçta Türkiye’ye karşı Irak’ta
hasmane bir tavır sergilenmiştir. Türkiye güney komşusuna yardım ve başlıca gıda
maddeleri gönderirken, bu malları taşıyan yüzün üstünde Türk şoförü
katledilmiştir. Ayrıca her gün yaralanan yüzlerce kişinin tedavisi için ilaç ve
diğer tıbbî yardım malzemelerinin Türkiye’den sevkiyatı engellenmiş, hatta
Türkiye’nin hastane açma isteği dahi reddedilmiştir. 

Irak
giderek daha fazla kaos ortamına sürüklenince, kendisine gerçek dostluk elini
uzatan tek ülkenin Türkiye olduğunu görmüştür. Türkiye’nin Irak hakkında gizli
ajandası olmadığı, Irak’ta ve bölgede barış ve istikrardan yana bir amacı
bulunmadığı anlaşılmıştır. Buna karşılık Irak’tan Türkiye’ye ithal edilen terör
eylemlerinin durdurulması ve engellenmesi konusunda güney komşumuz aciz veya
yetersiz kalmıştır. Özellikle Irak’ın kuzey bölgelerinden Türkiye’ye yönelik
terör eylemlerinin ardı arkası bir türlü kesilmemiştir.

Türkiye ile Irak hükümeti arasında giderek daha samimi ve karşılıklı
güven duygularının artması üzerine düzelen ilişkiler, Başbakanlık ve
Cumhurbaşkanlığı düzeyinde yapılan karşılıklı ziyaretlerle daha da
pekiştirilmiştir. Irak hükümeti içinde zaman zaman su yüzüne çıkan devlet
yönetiminde iki başlılık nedeniyle, Türk diplomatlarının Irak’ın başkenti
Bağdat’a yaptıkları her ziyarette, ülkenin kuzey bölgesi ve özellikle Erbil’in
ziyaret edilmesi tartışmaları da gündeme gelmiştir.

İlk
önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Bağdat’ı ziyareti tartışma konusu olmuştu.
Ülkenin başkenti Bağdat’ı ziyaret eden Erdoğan, Irak’ın toprak bütünlüğüne de
vurgu yapmıştı. Irak’ın üniter yapısı ve toprak bütünlüğüne önem veren
Türkiye’nin Başbakanına, medyada bilinen bazı kalemler “Irak’ın toprak bütünlüğü
mü kalmış, bütün dünya Kürt Federe hükümetini tanıyor” biçiminde imalarda
bulunuyor ve Erdoğan’ın Irak’ın kuzeyindeki yerel yönetimi ziyaret etmesini
istiyorlardı.

Cumhurbaşkanının 2009 yılındaki Irak ziyaretine de atıfta bulunan aynı
kalem sahipleri, Gül’ün Irak gezisinde Erbil’i de ziyaret etmesi yolunda
telkinde bulunmuşlardı. Türkmenler en son Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun Irak ve
Erbil’i ziyareti Türkmenlerde de büyük heyecan yaratmıştı. Davutoğlu bu sefer
mutlaka Kerkük’ü de ziyaret edecek denildi. Kerkük’te halk Türk Dışişleri
Bakanına görülmedik bir tören hazırlamıştı. Hazırlanan ay-yıldızlı pastalar,
halk müziği ve kıyafeti ile geleneksel oyun gösterileri, her yer çiçekler ve
bayraklar ile donatılarak adeta bir bayram coşkusu yaşanacak, karşılama töreni
için değişik seremoniler, programlar uygulanacaktı. Ancak ani bir program
değişikliği ile Davutoğlu’nun gezisi iptal edildi. Türkmenler bu sefer de büyük
bir hayal kırıklığı yaşadı. Böylece Türkmenler önce sevinmişler, daha sonra
üzülmüşlerdi.

Son
olarak Başbakan Erdoğan’ın Irak’ı ziyaret edeceği duyulunca umutlar yeniden
canlandı. Gezi programında Bağdat, Necef ve Erbil de vardı. Başbakan Bağdat’ı
ziyaret etti, bütün Arap kardeşlerimizin gönlünü aldı. Necef’i ziyaret ederek
Şii Arapların kalbini fethetti. Erbil’i de ziyaret ederek, özellikle Barzani’nin
de isteğini yerine getirdi. Zaten bütün senaryo da bunun için hazırlanmış gibi
görünüyordu. Ama Başbakanı Kerkük’ü ziyaret etmedi. Eminiz ki Başbakan Kerkük’ü
de ziyaret etmek isterdi, ancak önüne nasıl bir bahane ile engel konuldu,
doğrusu bilmiyoruz. 

Herkes
birbirine soruyordu: gezi programında Kerkük neden yoktu? Bu sefer Erdoğan
Kerkük’ü mutlaka ziyaret eder deniliyordu. Birileri bunu engellemiş olabilir
miydi? Buna hiçbir kimse ihtimal vermiyordu. Belki bazı gerekçeler vardı. Mesela
Kerkük’te güvenlik yoktur denilmiş olabilirdi. Ne var ki güvenlik açısından
Irak’ın en sorunlu yeri başkent Bağdat’tı. Irak’ta en kanlı terör eylemleri her
gün Bağdat’ta yaşanıyordu. Necef de çoğu zaman kanlı eylemlere sahne olmuş bir
yerdi. Bunlara göre Kerkük, ülkenin yine de en sakin bölgesinde yer almıştır.

Erdoğan’ın Kerkük’ü ziyaret etmesini istemeyen başka birileri mi vardı
yoksa? Bu birileri çok nüfuzlu ve çok etkili bir siyasî lider midir? Bu lider
Maliki, Allavî, El-Hekim, Sadr veya Caferi de olamazdı. Hepsinin Türkiye’ye ve
Başbakan Erdoğan’a sevgisi ve saygısı vardır. Peki, bu siyasî lider Talabanî de
olamazdı. Çünkü herkesten çok Türkiye’ye sempati duyan birisi idi. Kala kala
elde sadece Barzanî kalıyor. Yoksa o mudur Erdoğan’ın Kerkük’ü ziyaret etmesini
istemeyen. Bu hususta bizim bir bilgimiz yok. Kimsenin günahını da almak
istemeyiz.     

Teknik, siyasî, askerî yahut bilmediğimiz başka bir sebep mi vardı bu
ziyareti engelleyen? Onu da bilemiyoruz ancak bu ziyareti istemeyen ve
engelleyen biri var. 1976 yılını hatırlayalım. 6. Cumhurbaşkanı rahmetli Fahri
Korutürk 1974 yılının Nisan ayında Irak’ı ziyaret etmişti. Gezi başkent Bağdat
ile sınırlı idi. Ne var ki Korutürk Kerkük’ü de ziyaret etmek istiyordu. O
zamanlar Kerkük’te Türkiye’nin Kültür Merkezi vardı. Irak’ın Dışişleri Bakanlığı
Kerkük’ün ziyaretini uygun görmemişti. Bunun üzerine Korutürk “Kerkük’ü
görmeyeceksem Irak ziyaretini iptal edin”, dedi. Ertesi gün Irak’tan, hem de
özür dilenerek cevap geldi ve Kerkük gezi programına alındı. Evet, Korutürk
Kerkük’ü ziyaret etti ve Kerkük’te yer yerinden oynayarak tarihî bir gün
yaşandı. Türkmenler Korutürk’ü hep rahmet ve minnetle anmışlardır. 

Türkmenler Başbakan Erdoğan’dan da böyle bir çıkış istiyorlardı. Kerkük’ü
ziyaret için yumruğunu masaya vurup, “Kerkük’ü de ziyaret etmek isterim, uygun
değilse güvenliği sağladıktan sonra Irak’ı ziyaret ederim” demesini
bekliyorlardı. Başbakan’ın delikanlı yapısını Türkmenler de biliyor ve
seviyorlardı. Çünkü Erdoğan’ın “programda Kerkük yoksa bu ziyareti iptal edin”,
diyecek yüreklilikte olduğunu düşünüyorlardı. İsrail’e posta koyan, Avrupa
Parlamentosuna meydan okuyan Erdoğan, “Kerkük’te güvenlik neden yok? Bu şehri
kim yönetiyorsa önce güvenliği sağlasın, sonra bana gelsin”, diyecek kadar yiğit
bir üsluba sahiptir. Aslında bu durum Başbakanı yanlış bilgilendirenlerden
kaynaklanmıştır diye düşünüyoruz.

Başbakan’ın bildiğimiz kadarıyla danışmanları vardır. Gömleğinin
biçimine, kravatının rengine bile karışan ve her şeyi en ince ayrıntısına kadar
düzenleyen danışmanlar, Erdoğan’ı Irak ziyareti konusunda nasıl
bilgilendirmişler ve nasıl yönlendirmişlerdir, doğrusu merak ediyoruz. Bu
ziyaret sadece belirli bir kişiyi memnun etmek için mi, yoksa o coğrafyada
Türkiye’ye bir kutsal toprak olarak bakan ve yıllardır ümitle bekleyen
milyonlarca insanla kucaklaşmak için mi yapılıyor. Bu insanların beklentisini ve
sevgisini kazanmak dururken, bunlara hayal kırıklığı yaşatmak doğru mudur?

Irak
ile olan ilişkilerimiz hiç bu kadar iyi ve dostane olmamıştı. Buna rağmen
Kerkük’ü Türkiye Cumhurbaşkanı da ziyaret etmedi, Başbakan da… Dışişleri Bakanı
da ne yazık ki henüz Kerkük’e teşrif etmedi. Üstelik Dışişleri Bakanımızın bir
dostumuza önemli bir sözü de vardır. Evet, Kerkük’ün çok tanınmış kahvesi olan
Ahmet Ağa’da beraber çay içeceklerdi. Bakan 26 Mart 2011 tarihinde İstanbul’daki
Haliç Kongre Merkezi’nde tarihî bir konuşma yapmıştı. Bakanlığın internet
sitesinde de yer alan bu konuşmada Davutoğlu şunları söylüyordu:  

   

“İki
hafta önce Yunanistan’da idik. Batı Trakya’ya, Şahin Köyüne gittim. O insanların
bütün gün nasıl bir özlemle, yüz yıllık bir özlemle bizi beklediğini görmek bana
bütün o yorgunluğumu unutturduğu gibi o tarihi yükü bir kez daha hatırlattı.
Binlerce insan sokakta ve tarihi buluşmaya şahit olduk. Gürcistan’a gittiğimizde
Batum’a, Suriye’ye gittiğimizde Halep’e, Irak’a gittiğimizde Musul’a, Erbil’e,
Kerkük’e gitmek ve
oralardaki kardeşlerimizle kucaklaşmak bizim için bir vecibe. Ukrayna’ya
gittiğimizde Kırım’a gitmek ama bunu o ülkelerle kurduğumuz dostluk ilişkileri
ile yapmak. O ülkeleri rahatsız etmeden, o ülkelerin dünya görüşünde bir
rahatsızlık doğurmadan hem o ülkelerle dostluklarımızı geliştireceğiz hem de
oradaki kardeşlerimizle tekrar tarihi buluşmayı gerçekleştirmenin hazzını
yaşayacağız.”

Ne
kadar güzel, ne kadar doğru ve ne kadar geniş ufuklu bir bakış… Biz bu sözleri
gençlik yıllarımızda Dündar Taşer’den, Ziya Nur’dan, Galip Erdem’den ve Erol
Güngör’den duyarken gözlerimiz yaşarırdı. Hepsini rahmetle anarken, bu sözleri
şimdi Türkiye’nin dışişleri bakanından duymak uyuyan duygularımızı yeniden
canlandırdı. Bu yüzden Türkmenler Türkiye’ye kırgın… Bu kırgınlık Türk devlet
adamlarının Kerkük’ü ziyaret etmelerine kadar sürecek… Söylemesi
bizden.

Advertisements

Leave a Comment »

RSS feed for comments on this post. TrackBack URI

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Create a free website or blog at WordPress.com.
Entries and comments feeds.

%d bloggers like this: